|
Heritage - Summer 2005"Varol sen Perge! Pamphlia'nin yüce kenti"(Agoranin kuzeyindeki caddede bulunan IS 3. yüzyila ait siir biçimindeki bir yazittan) Antik dönemde Pamphylia bölgesinin en önemli kentlerinden biri olan Perge, bugün bile güzelligini ve görece bütünlügünü koruyarak, ziyaretçileri heyecanlandirmaya devam ediyor. Zaten Pergeliler de Helenistik dönemde en parlak evresini yasayan sevgili kentlerini "dokunulmaz yurt" ve "Pamphilia'nin yüce kenti" gibi sifatlarla övmekten geri durmazlarmis. 1988'den itibaren burada yapilan kazilarin baskanligini yürüten Prof. Dr. Haluk Abbasoglu'nun Istanbul dergisindeki yazisinda belirttigi gibi, Perge'ye yönelik bu duygular çaglardir devam ediyor. Perge, "tüm kabileler ülkesi" Pamphilia'da (Antalya il sinirlari içinde), bölgenin Yunan ve Roma dönemlerindeki diger dört önemli kenti Attaleia (Antalya), Sillyon (Asar Köyü), Aspendos ve Side'nin yani basinda parlayan bir yildiz olarak kalmis hep. Bir dönem Lydia, bir baska dönem Pers egemenligine geçen, Büyük Iskender'in ordularina yurtluk eden, sonra Pergamon Kralligi, daha sonra da Roma Devletine katilan bu kadim topraklarda Perge, bir zenginlik ve uygarlik temsilcisi olarak nice efsanelere yataklik etmis. Tarih boyunca kenti tüm dünyaya tanitan ünlülerinin basinda Apollonios geliyor. Apollonios, IÖ 3. ve 2. yüzyil civarinda Perge'de yasamis, tarihin en büyük geometri üstadi. Yasami hakkinda fazla bir bilgi bulunmamakla birlikte Apollonios'un çalismalari, özellikle "Konikler" adli kitabi, matematigin gelisimi üzerinde çok büyük etkiler yaratiyor. Elips, hiperbol ve parabol terimlerini ilk kez kullanan kisi olarak Apollonios, geometrik modelleri, gezegen sistemine uyarlayan eskiçag matematik astronomisinin kurucularindan. Perge'nin tarihsel önemini artiran bir diger özellik ise Aziz Paulus ile Barnabas'in Anadolu'daki ilk gezilerine Perge'den baslamis olmalari. Hiristiyanlik tarihi açisindan büyük önem tasiyan bu olay Perge'yi dini açidan oldukça öne çikariyor. Bizans Ortaçag dönemine kadar önemini sürdüren kentten ilk söz eden kisi, IÖ 4. yüzyilda yasamis olan ve Sahte Skylaks adiyla bilinen cografyaci oluyor. Kisa bir turPerge halki, kentlerini Troya savasindan sonra yurtlarina dönmek için yol ararken güneye inen Akha savasçilarinin kurduguna inanirlarmis. MS 2. yüzyila ait bir heykelin kaidesi üzerinde yazili olan "Kurucu, Thestoroglu Kalkhas, Argoslu" ve "Kurucu, Apollonoglu Mopsos, Dephoili" yazilari bu inanci kanitliyor. Ancak yapilan arastirmalar Perge'nin tarihinin Troya Savasi öncesine uzandigini göstermekte. Pamphilia bölgesinde yer alan Side ve Aspendos gibi diger önemli merkezlerin aksine Perge adinin Yunanca degil, yerli Anadolu dilinde olmasi ve Perge'nin ünlü tanriçasi Artemis Pergaia'nin bir Yunan tanriçasi olmamasi, Abbasoglu'nun da belirttigi gibi kentin Akhalilarin gelisinden öncesine dek uzanan tarihine isaret ediyor. Perge'ye ün kazandiran bir baska önemli öge olan "Perge'nin Hatunu" Artemis'in efsanevi tapinagi ise henüz bulunabilmis degil. Günümüze dek ulasan Tiyatro, Stadion, Agora, Hamam, Çesme ve Sütunlu Cadde gibi kalintilarin hemen hepsi, IS 1. yüzyildan itibaren Romalilasan kentin Imparatorluk çagindaki yapilarina ait. Perge'yi ziyaret edenleri önce tiyatro ile stadion karsiliyor. Perge Tiyatrosu'nun, Anadolu'nun en süslü tiyatrolarindan biri sayildigini söylemeden geçmeyelim. Tiyatronun sahne binasinin dis yüzünde 12 m. yüksekligindeki anitsal çesmenin dev nisleri hâlâ görülebilir. Diger ikisi Aphrodisias ve Laodikeia'da bulunan ve 12 bin izleyici kapasitesine sahip Anadolu'nun en iyi korunmus stadionlardan biri yine Perge'de bulunuyor. Tiyatro ve stadiondan sonra kentin asil giris bölümüne ulasirsiniz. Girisi, önce IS 4. yüzyilda insa edilmis Roma Kapisi, ardindan IÖ 3. yüzyildan kalma iki yuvarlak kuleden olusan Helenistik Kent Kapisi süsler. Bunlarin arasindaki genis alanda Roma dönemi hamamlari ile anitsal çesmeler bulunur. Her iki yanda üzeri kapali bir revak ve ardinda dükkanlardan olusan 20 metre genisligindeki Sütunlu Cadde ile bir antik kent için sira disi sayilabilecek caddenin ortasindan geçen su kanali Perge'nin en dikkat çekici yapilarindandir. Kanalin özelligi yalnizca içme suyu tasimak veya su bosaltmak degildir, özellikle sicak yaz günlerinde serinlemek, suyun rahatlatici sesiyle dinlenmek ve üzerine yansiyan günes isigini seyretmek amaciyla yapilmis olmasidir. Sütunlu Cadde ise diger ana caddelerle kesiserek Helenistik Kapi'dan Anitsal Çesme'ye dek uzanacaktir. Perge'nin Agorasi sirali sütun ve dükkanlarla çevrili küçük, kare bir alana yerlesmis. Agoranin ortasinda tüccarlarin tanrisi Hermes'e ya da sans tanriçasi Tyche'ye adanmis yuvarlak bir yapi bulunuyor, burada hâlâ eski dükkanlara ait izler var. Agoranin kuzeydogu ucunda, üzerinde bir çengel ve biçak kabartmasi olan mermer blok antik döneme ait bir kasap dükkaninin günümüze uzantisi ve aradan yüzyillar geçmis olsa bile insan ihtiyaçlarinin özde degismedigini gösteriyor. Plancia MagnaEtkileyici görünümüyle kente yaklasanlari büyüleyen ikiz kulelerin hemen arkasinda IS 2. yüzyilin basinda yapilmis bir alan gözümüze çarpiyor. Burasi Plancia Magna'nin kendi adina yaptirdigi, hem tanri hem de sehrin kurucularinin heykellerinin yer aldigi at nali biçimindeki Avlu ile Anitsal Kapidir. Adi kentle özdeslesmis Plancia Magna, önemli sorumluluklar, kamusal görevler üstlenmis kentin en güçlü kadiniymis. Perge'nin Romalilasma sürecinde önem kazanan Planciiler ailesinden gelmekte. Kentin birçok yerinde Perge'nin yardimsever kisisi olarak adi geçen Plancia Magna'nin, Nero zamaninda senatör ve Vespasianus döneminde Bithynia prokonsülü olan M. Plancius Varus'un karisi oldugu düsünülüyor. Zenginligi büyük olasilikla ailesinden ama, Plancia Magna bu dönemde görülmeye baslandigi gibi, ailesinin parasini da kendi kontrolüne almis. Sehrin en önemli tanriçasi Artemis'in rahibelerinden olan annesi ise onu dini açidan güçlü kiliyor. Öyle ki Plancia Magna'nin yasami boyunca aldigi görev ve sifatlar arasinda Sulh Hakimligi, Okul Müdürlügü, Ana Tanriça Kybele, Artemis ve Imparatorluk Kültü Rahibelikleri ve Sehrin Hamiligi ve kent yönetimindeki en yüksek görev olan "demiurgus" görevleri bulunuyor. Plancia Magna'nin böylesine görkemli bir yapiya çok zaman ve para harcamasinin altinda, tümüyle gönüllü sayilmasa da toplum adina yararli isler yapma gelenegi, zenginlik, gösteris ve ihtisam meraki ve komsu sehirlerle girisilen rekabet yatar. Plancia Magna tüm bunlari IS 120 yillarinda yaptirmis. Ayni dönemde Yunan kültürüne hayranligiyla taninan Roma Imparatoru Hadrianus da ortak bilinç, tarih ve kültür temeline dayanan politik bütünlük için Atina'da "Panhelleneia" adi verilen senlikleri baslatiyor. Birligin üyesi olup senliklere katilma ayricaligi yalnizca Yunan soyundan geldigini kanitlayabilen kentlere verilirmis. Bu ayricaligi yakalama amaciyla birçok Anadolu kentinin uydurma mitolojik öykülerle Yunan kökenli olduklarini kanitlama yarisi içine girdiklerini görüyoruz. Iste bu çabalar Plancia Magna tarafindan kentte insa edilen yapilari da açikliyor. Bir baska önemli etken ise iki yüzyil kadar süren "Roma Barisi" sürecinde gizli. Roma'nin bir açik kente dönüstügü, tek bir iç savasin, korsanligin ve isyanin yasanmadigi bu imparatorluk çaginda baris, erkek savasçilarin önemini azaltirken, kadinlara artan bir özerklik saglamis; Roma kentlerinde önceden erkekler tarafindan yerine getirilen birçok görev, yerel soylu ailelerin kadin üyelerince doldurulmaya baslanmis. Politik haklari olmayan, babalari ya da eslerinin vesayeti altinda yasayan ve en önemli görevleri "matrona" olarak ev islerini yürütmek olan soylu Romali kadinlari, bu dönemde giderek daha etkin konumlarda görüyoruz. Imparatorluk kentlerindeki birçok dinsel görev ve imar isleri, Pergeli Plancia Magna gibi soylu kadinlar tarafindan yürütülmüs ve parasal açidan desteklenmis. Plancia Magna'nin tanrilar ve kahramanlar salonu niteligindeki oval avlusunun iki tarafindaki duvarlarda tanri ve kurucularin heykelleri için ayri ayri 14'er nis bulunuyor. Kurucular da kendi içlerinde 7 mitolojik, 7 de çagdas olmak üzere ikiye ayriliyorlar. Yedi çagdas kurucunun hepsinin Plancia Magna'nin kendi ailesinden geldigi düsünülmekte. Ilginç olan konulardan biri ise, bazi kaynaklara göre heykellerdeki kadin sayisinin erkeklerden fazla olusu. Döneme bakildiginda daha birçok kadinin hem üst düzey yönetimlerde yer aldigi, hem de Plancia Magna gibi velinimet görevleri üstlendigi görülüyor. Kral soyundan gelen kadinlar, yerel kadinlar tarafindan da örnek alinmis. Bir kadinin bu denli önemli düzey ve güce ulasmasi Anadolu topraklari için aslinda sasirtici sayilmaz. Çaglar boyunca Anadolu kadinina söyle bir baktigimizda onu tanriça, yargiç, savasçi gibi degisik rollerde görebiliyoruz. Örneklemek gerekirse Ana Tanriça'nin, Asur Ticaret Kolonilerinden Kültepe'deki (IÖ 2000) ticaret yargiçlarinin, Priene yargiçlarinin, Amazon savasçilarinin, Büyük Iskender'in emriyle Miletos'un fethinden sonra savasçilarin evlendigi egitimli askerlerin hep kadin oldugunu söyleyebiliriz. Lydiali kadinlarin kocalarini kendilerinin seçmeleri, Miletos'un efsanevi kurucusu Neleus'un, sehrin kadinlarini yeni gelenlerle evlenmeye zorladiginda kadinlarin kocalariyla ayni masaya oturmamasi ve onlara adlariyla hitap etmemeleri, Ksanthoslu kadinlarin Perslere teslim olmadan önce (IÖ 545) kendilerini öldürmüs olmalari Anadolu'da anlatilan öyküler arasinda yer aliyor. Tüm bunlarin ardindan, yüzyillar sonra Plancia Magna adinda bir kadin Perge'de gücünün doruguna ulasip, hem kendi adini, hem de belirledigi isimleri Perge adiyla birlikte ölümsüz kilmakta. |



